Kasım Ayının Kaçı? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Zamanın Anlamı “Kasım ayının kaçı?” sorusu kulağa ilk bakışta sıradan bir tarih sorusu gibi gelebilir. Fakat zamanı sadece takvim yapraklarında değil, kültürlerde, geleneklerde ve kolektif hafızamızda da izleyince bu sorunun ardında çok daha derin bir anlam yattığını fark ederiz. Gelin birlikte, bu basit gibi görünen sorunun hem yerel hem de küresel düzeyde nasıl farklı anlamlar kazandığını keşfedelim. Kasım ayı Gregoryen takvimine göre yılın 11. ayıdır ve 30 gün çeker. 1 Kasım’dan 30 Kasım’a kadar süren bu dönem, kuzey yarımkürede sonbaharın sonu, güney yarımkürede ise ilkbaharın sonu olarak kabul edilir. Ancak tarihsel, kültürel ve…
8 YorumEtiket: de
Tepkisel Ne Anlama Gelir? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Edebiyat, kelimelerin gücüyle insan ruhuna dokunan bir sanat dalıdır. Her kelime, bir dünyayı anlatma gücüne sahiptir; her cümle bir düşüncenin derinliğine, her parantez bir yansımanın genişliğine işaret eder. Edebiyatın büyüsü, bazen bir kelimenin tek başına taşıdığı anlamda, bazen de bir anlatının içinde gizli kalmış katmanlarda ortaya çıkar. İşte, bu yazının odaklandığı kavram da tam olarak bu derinliğe dair: “Tepkisel”. Tepkisel, bir olay, durum ya da duygu karşısında gösterilen bir karşılık olarak tanımlanabilir. Ancak, bu kelimenin anlamı edebi bağlamda çok daha derin ve çeşitli açılımlar sunar. Tepkisel Kavramı Edebiyatın Işığında Edebiyat, her zaman…
4 YorumParanın Değeri Ne Demek? Paranın değeri, sadece birim başına belirlenen sayısal bir ifade değil; tarihsel, toplumsal ve ekonomik bir olgudur. Bir ekonominin temel yapı taşlarından biri olan para, zamanla değişen birim değerleriyle birlikte, toplumların refah seviyesini, güvenini ve ekonomik politikalarını yansıtır. Peki, paranın değeri ne demektir? Bu soruyu tarihsel kökenlerinden günümüz ekonomik tartışmalarına kadar ele alalım. Paranın Tarihsel Evrimi Paranın tarihçesi, insanlık tarihinin ekonomik gelişimiyle paralel bir seyir izler. İlk dönemlerde, takas sistemiyle mal ve hizmet değişimi yapılırken, bu sistemin sınırlamaları zamanla daha pratik bir değişim aracının gerekliliğini ortaya koydu. Bu ihtiyaç, paranın doğuşuna zemin hazırladı. İlk madeni paralar, M.Ö.…
6 YorumKırılganlık Hangi Duyu Organıyla? (İpucu: Burnunuza Değil, Kalbinize Yakın!) Kırılganlık… Şu kelimeyi duyunca bile birçoğumuzun içinden “Yok ya ben öyle değilim!” diyesi geliyor. Hele ki erkekseniz, muhtemelen hemen bir çözüm planı çizip “Kırılgan mıyım ben? Asla!” diye savunmaya geçtiniz bile. Kadınsanız ise büyük ihtimalle “Kırılganlık da insana dair bir şey canım…” diyerek içten içe kabul ettiniz. Ama hadi gelin bu kelimeyi birlikte biraz tiye alalım ve sorunun cevabını bulalım: Kırılganlık hangi duyu organıyla ilgilidir? İpucu: Gözle Görülmez, Burunla Koklanmaz, Dille Tadılmaz Kırılganlık öyle bir şey ki, beş duyumuzla tarif etmek pek mümkün değil. Ne gözle görebiliriz onu, ne kulakla duyabiliriz.…
9 Yorum573 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Nedir? – Hukukun Komik Yüzüyle Tanışın Hukuk metinleri genelde uyku ilacı etkisi yapar, değil mi? Açarsınız Resmi Gazete’yi, daha ilk paragrafta “işbu kararname…” derken gözler kapanır. Ama bugün öyle olmayacak. Çünkü 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi öyle bir anlatacağız ki hem öğrenecek hem de kahkaha atarak sayfayı kapatacaksınız. Kemerleri bağlayın, çünkü hukukun ciddi dünyasına biraz mizah serpiştirme zamanı geldi! 573 Sayılı KHK: Devletin “Özel Eğitime” Attığı En Ciddi Adım 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 30 Mayıs 1997’de yürürlüğe girmiş ve özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin haklarını düzenleyen temel yasal metinlerden biridir. Yani devlet diyor ki:…
12 YorumGörükmek Ne Demek? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimcinin gözünden dünya, yalnızca bilgilerin aktarılıp unutulduğu bir yer değildir; aynı zamanda insanların kendilerini yeniden kurdukları, anlamı yeniden inşa ettikleri bir alandır. Öğrenme, bireyin dünyayla kurduğu en derin ilişkidir. Bu bağlamda, “görükmek” kelimesi — kimi zaman halk arasında, kimi zaman eski metinlerde karşımıza çıkan — yalnızca “görünmek” anlamına gelmez; aynı zamanda fark edilmek, belirgin hale gelmek, yani öğrenmenin kendini göstermesi anlamına gelir. Görükmek, bir şeyin yalnızca var olması değil, varlığının bilinçte yankı bulmasıdır. Eğitim açısından bakıldığında ise bu kavram, öğrenmenin görünür hale gelmesini; öğrencinin bilgiyle kurduğu bağın somutlaşmasını anlatır.…
6 YorumGöreceli Bir Kavram Ne Demek? Ekonominin Değer Üzerine Düşündüren Yüzü Bir ekonomist için hayatın en temel gerçeği, kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasındaki dengedir. Her karar, bir tercihin sonucudur ve her tercih bir bedel taşır. Bu noktada “göreceli bir kavram” ifadesi, ekonominin ruhuna en yakın kavramlardan biridir. Çünkü ekonomi, mutlak değerlerle değil, karşılaştırmalarla, yani görecelilikle çalışır. Bir malın, bir hizmetin ya da bir ülkenin ekonomik değeri, her zaman başka bir şeye göre belirlenir. Bu yazı, göreceliliği yalnızca felsefi bir tartışma olarak değil, piyasa dinamiklerinden bireysel kararlara ve toplumsal refaha kadar uzanan bir ekonomik analiz alanı olarak ele alıyor. Ekonomide Görecelilik: Değerin…
6 YorumBir Edebiyatçının Kaleminden: Grogi Olmak ve İnsan Hikâyesi Kelimeler, yalnızca anlam taşımaz; ruh taşır, zaman taşır, insanın en derin çelişkilerini taşır. “Grogi” kelimesi de böyledir. Boksta grogi olmak, teknik olarak bir anlık sarsıntıyı, bilinç ile bilinçsizlik arasındaki o buğulu geçişi ifade eder. Ama bir edebiyatçının gözünden bakıldığında, “grogi” yalnızca ringde değil, yaşamın her alanında yankılanan bir metafordur. Çünkü her insan, bir gün bir cümlenin, bir sessizliğin ya da bir hatıranın darbesiyle grogi olabilir. Boksta Grogi Ne Demek? Teknik Tanımın Ötesinde Bir Durum Boks terminolojisinde “grogi”, sporcunun ağır bir darbe sonucu dengesini kaybetmesi, bilincinin bulanıklaşması ama hâlâ ayakta kalması durumudur. Yani…
6 YorumHamaratlık Ne? Verinin Soğukkanlılığıyla Kalbin Sıcaklığını Aynı Masaya Koymak Hamaratlık, sadece hızlı ve becerikli olmak değil; veriyi, duyguyu ve toplumsal etkileri birlikte yönetebilmektir. “Hamaratlık ne?” diye sorduğumuzda çoğumuzun aklına pratiklik, düzen, el çabukluğu geliyor. Ben bu yazıda konuyu tek bir tanıma hapsetmeden, farklı bakış açılarını yan yana getirmek istiyorum. Fikir alışverişini seven biri olarak, gelin hamaratlığı bazen objektif ve veri odaklı, bazen de duygusal ve toplumsal etkileri gözeten iki yaklaşım üzerinden tartışalım. Hangi yaklaşım sizi daha çok ikna ediyor? Hangisinde kör noktalar var? Hamaratlık: Sadece “İşi Bitirmek” Değil, “Değeri Büyütmek” İlk adım bir çerçeve: Hamaratlık; planlama, uygulama, sonuç ve geri…
14 YorumHam Maddenin Değeri: Bir Hikâyenin Kalbinden Gelen Ders Sabahın erken saatleriydi. Fabrikanın kapısından içeri giren Gökhan, elindeki çizimleri sıkıca tutuyordu. Yılların tecrübesiyle yoğrulmuş bir üretim müdürüydü; mantıklı, planlı ve stratejik düşünmeyi severdi. Yanında, taze bir enerjiyle dolu, gözlerinde parlayan bir ışık taşıyan Elif vardı. O ise empatiyle yaklaşan, insanın iç sesini duymayı bilen bir tasarımcıydı. Bir Hikâyenin Başlangıcı O gün fabrikanın geleceğini değiştirecek bir karar alınacaktı. Yeni bir ürün serisi tasarlanıyordu ama her şeyin merkezinde tek bir soru vardı: “Ham madde ne kadar önemli?” Gökhan, gözlerini üretim hattına dikti. “Ham maddeyi doğru seçmezsek,” dedi kararlı bir sesle, “bütün plan çöker.…
10 Yorum